Ölümü Hatırlamak


Bu yazıyı depremden önce yazmıştım…

Ölümü Hatırlamak


Acı olaylar, dün sabahki deprem gibi, her zaman kapıda bekliyor ve ansızın içeri girebiliyorlar. Başımıza gelecek olayları biz belirleyemiyoruz. 

45 yaşıma giriyorum bugün. 
35 yaşıma girerken şaire atıfla, yolun yarısı değil, çeyrek olur benimkisi demiştim, tevazüsuz.
Yani hedef 140 idi. 
Bugün bu hedefi 90’a indiriyorum. 
Yani yolun yarısına geldik işte. 
Neden mi? 
Aslında ölüm ile barışıyorum son zamanlarda. Aynaya baktıkça, yaşlanmanın izlerini gördükçe kabule geliyorum. 10 yıl, ya da 100 farketmez. Göcüp gideceğim bir gün. 
“Bir masal nasılsa, hayat da öyledir; ne kadar uzun olduğu değil, ne kadar iyi olduğudur, önemli olan”, demiş Stoik filozof Seneca. 

Hiç bitmeyen planlar yaparken hayatı da kaçırıyor olabilir miyim? "Sen başka planlar yapmakla meşgulken başına gelendir, hayat” der John Lennon. 

Herşeyin planlı olmaması bir özgürlük veriyor bana. Yaratıcı olma özgürlüğü. Hayallerimi hatırlama özgürlüğü. Beklenmedik şeyler yapma özgürlüğü. 

Hiç ölmeyecekmiş gibi yaşamak mı, yoksa her günü yaşanacak son gün gibi yaşamak mı? Gününü yaşa, hayatın tadını çıkar işte. Ama bu kuralsız ve kaidesiz, ruhu karanlık bir varoluş şekline de götürebiliyor.

İşte hayat ve ölüm üzerine olan paradoksuma hoş geldiniz. 
Hedonizm ve münzeviliğin ortasında bir yol tutturdum son yıllarda. 
Her ikisini de oldukça uçlarda yaşadıktan sonra. 
Sanki Buda’nın bahsettiği Altın Orta Yol kafası bu. İki uç arasında, tam ortada. 
Hayatın paradokslar üzerine kurulu olduğunu düşünüyorum. 

Buradan asıl gelmek istediğim konu şu. “Ya hocam anti-aging’den bahsediyorsun o kadar, gençliği korumaktan vesahire. Ne oldu şimdi?” diyor olabilirsin. 
Evet, yaşlanmayı yavaşlatabileceğimizi biliyorum. Ve bizden sonraki kuşaklar bu işi giderek daha iyi yapacaklar. 

Ancak günün sonunda hiç ölmeyecekmiş gibi hissetmek sadece egoyu besliyor olacak. 

Chris Hemsworth ile Limitsiz belgeselinden çok ilham aldım ve instagram’da bol bol hikaye paylaştım bununla ilgili. Ancak son bölümde öyle bir yere geldi ki seri, süpriz noktayı koydu.. Ee tabi the Fountain (of Youth) gibi bir filmi yapan adamdan bu beklenirdi - Darren Arranofksy. Bana da bu yazıyı yazma ilhamı verdi. Chris’de sınırsız olmadığını anladı zaten hahaha… Bir de tabi yaşlı nüfus artarken genç nüfus yeterince büyümüyor. Ciddi bir kriz var aslında insanlığı bekleyen. Buna başka bir yazımda değineceğim.

Ne kadar soğuk banyolar yapıp oruç tutsak da, en iyi şekilde beslenip spor yapsak da, torunlarımızla koşup zıplayarak oynamayı hedeflesek de, yolun sonu belli dostum. Yine paradoksal olarak, bunu kabullenmek hayat kalitemizi ve sağlığımızı olumlu yönde etkiliyor. Sadece biyolojik olarak değil, psikolojik olarak da daha sağlıklı oluyoruz. Kabullenmek pek çok şeyin dermanı. 

Aldığımız her nefesi en güzel şekilde harcamak, ve bir gün son nefesi alacak olmanın idrakini korumak. Elbette kurban psikolojisinde, kaybeden ruhunda otur ve hiç bir şey yapma demek değil bu. 

Ölüme karşı cesur olan, hayatı da cesurca yaşar. Tabi burada delicesine extreme spor yapmaktan bahsetmiyorum. Alacağımız riskleri akıllıca seçmekten yanayım. 

Mısır’ın Sinai yarımadası 4. ve 5. yüzyıllarda yaşamış Hristiyan dedeleri ile ünlüdür. 

Bu mistikler birbirlerini selamlarken Memento Mori derlermiş. Yani, “Ölümü Hatırla”. 
Tibet’ten çıkan en ulvi kitaplardan birisi Ölüler Kitabı’dır. Eski Mısır’lılar yaşamın ölüm yolculuğu için bir hazırlık olduğuna inanırlar. Mayalar’ın 20 burcundan birisi Ölüm’dür. Meksika’da her yıl Ölüler Günü milyonlarca insan tarafından kutlanır. 
Bütün bu geleneklerin kurucuları hiç bir şey bilmiyor olamazlar. 
Yaşamdayken ölüm ile bağlantı kurmanın bir anlamı var. 

Chris Hemsworth ile Limitsiz’den bir alıntı ile bitiriyorum “Hayat gelecekte bir gün gelmeyecek. Nihayet o kişiyi bulduğunda, o kiloyu verdiğinde, çok çalışmayı bıraktığında, o işi aldığında değil. Hayat şu anda oluyor. Sen onun içindesin. Onu yaşıyoruz.” 

Alua Arthur - Ölüm Doulası 

Hedonizm ve münzeviliğin ortasında tutturduğum bu yolda, Stoik Tantrik ismini koyarak bu bloğu açıyorum. 
Tarih, 7 Şubat 2023 

Pragmatik bilgiler ve yorumlarla, ilişkiler, cinsellik, ruhsallık, sağlık ve başarı konularında yazılarla devam edeceğim.

Görsel: https://unsplash.com/@aronvisuals

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Ölümü Hatırladım

6 Şubat Resmi Yas Günü Olsun